Gecenin karanlığını yırttı bir ses,
yırttıkça karardı yüzü sesin
farkında değildi
Sabah oldu güneşle her yer aydınlandı
Gücü yetmedi güneşin lakin
kararmış yüzü aydınlatmaya
karanlık utanır oldu o yüzden
ve kirlendi karanlık o sesten
10.02.2026
Mustafa Tosun Blog Sitesi
Gecenin karanlığını yırttı bir ses,
yırttıkça karardı yüzü sesin
farkında değildi
Sabah oldu güneşle her yer aydınlandı
Gücü yetmedi güneşin lakin
kararmış yüzü aydınlatmaya
karanlık utanır oldu o yüzden
ve kirlendi karanlık o sesten
10.02.2026
Kürt milliyetçileri aşırı duygusal davranıp yoktan yere ümmetçi kürtleri ve solcu kürtleri kendilerine düşman ediyor. Her konuda mutabık olmamak normal iken ittifak edilen noktaları güçlendirmek gerekirken onlar saldırgan ve pervasız davranıyor ve dediğim dedik türden dikine gidiyorlar. İllaki bizim dediğimiz olmalı ve olacak diyorlar. Etnik zorbalık yapıyorlar. Kürt isen benim dediğim gibi hareket edeceksin Aksi halde hainsin, demeye getiriyorlar. Yahut hakaret ediyorlar. Türklerin milliyetçileri de böyle idi. Yıllarca araplar bizi arkamızdan vurdu diyerek zehirleme yaptılar.
Kürt milliyetçiliğine yakın olan müslümanlar diyeyim, bir yere kadar haklı olarak serzenişlerde bulunuyorlar ama bence gittikleri yol doğru değil. Ümmetçi müslümanları eleştiriyorlar pervasızca... Oysa yolları yol değil. Onlar tam da Türk milliyetçileri gibi dikine gidiyorlar. Evet şuan ki bazı talepleri fıtri talepler. Ama illaki ayrı devlet illaki ayrı bayrak illaki şu bu gibi dayatmacı halleri gerçek çözüm değil. Zira 100 yıl önceden bölünen Türk ve arapların hallerini görüyoruz. Derde deva olacak bir seviyede değiller. Bizim sivil ve siyasi yollarla yanlışları giderip birleşmeye ihtiyacımız var.
Halep'te yaşananları dikkatle izleme çabasındayım. Bu süreçte Kürtçü davranmaya karşı direnç oluşturuyorum. Çünkü işin içinde sadece fıtri kürt hakları meselesi yok. Egemen ideoloji meselesi de var. Çatışma asıl bu zeminde. Ama Kürtçü zihin hangi ideoloji olursa olsun yeter ki ayrı bayrak, dil ve tabela etiket olsun yeter modunda. Aşırı duygusal bir mod. (Arapların da etiketi ve tabelaları var neye yarıyorsa, türklerin de yüz yıllık etiket ve tabelaları bir perde olarak kullanılmadı mı, Kemalizm küfrüne. Mısır Arabistan Ürdün özgür mü mesela).
İdare ve yönetim hayatın gerçeklerinden biridir. Zira insan toplumsal bir varlıktır. İşlerin evirip çevirilmesi anlamında daire kelimesi ile aynı kökten geliyor idare kelimesi. Hemen söyleyelim bu anlamda hem ciddiyet var hem de esneklik. İdare süreci köşeli mekanik bir süreç değil. O nedenle herkesin idareci olmayacağı da muhakkak. Hatta peygamberimiz sahabe olan Ebuzer’i sevdiği halde ona idarecilik görevi vermemiş, çünkü o, Ebuzer’in (ra) ruh hali ve psikolojisinin idareciliğin olaylara esnek yaklaşma ve dereceli düşünme yeteneklerine tam sahip olmadığını düşünüyordu. Fevri hareketlerle keskin tavırlarla Ebuzer’in bu işi başaramayacağından hareketle verilmediği söyleniyor kitaplarımızda.
LAİKLİK adı altında tek parti cumhuriyetinin uyguladığı politika, islam dinini toplumsal yaşamdan tasfiye etme çabasıdır. bunun bıraktığı boşlukta, peygamberi atatürk ve kitabı nutuk olan bir devlet dini ikame edilmeye çalışılmıştır. (s: 494) Yanlış Cumhuriyet-Sevan Nişanyan
///
Rahatsız edici bir soru. Kur’an’ın özgürlük dünyasında olmaması gereken bir soru. Hz. Muhammed’in nebevi pratiğinde görülmeyen bir soru. Ama bizlerin gündeminde, zira sonraki yüzyıllarda bir şeylerin yanlış anlaşılması ile veya yanlış algı oluşturulması ile oluşmuş. Evet geçmiş müktesebatımıza düşmanca ve toptan süpürüp çöpe atma mantığı ile yaklaşmıyoruz lakin seçip ayıklamasını da bilmeliyiz. Kur’an ile peygamberin mütevatir/sahih sünneti ile kontrol etmeliyiz.
Çarşamba akşamları Kur’an’ı anlama ve birlikte
zikretme(hatırlama) sohbetlerimiz oluyor. Sayımız az olsa da gayet güzel bir
sohbet ortamımız oluşuyor. Zira dinleyenler de Kur’an’a hakim. O nedenle
müzakere zengin oluyor.
İşlediğimiz bir ayetin içerisinde mürted konusu vardı, o
nedenle derste ona da değindik. Ayet şöyle:
“Sana haram ay(lar)ı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: “Onda savaşmak büyük (bir günah)tır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, O’nu ve Mescid-i Haram’ın (saygınlığını) inkâr etmek ve (Mekke’nin müslüman) halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük (günah)tır. [Fitne] (zulüm ve işkence), öldürmekten daha şiddetli (bir kötülük)tür.Güçleri yeterse onlar, dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların işleri dünyada da ahirette de silinir (boşa gider). Onlar ateş halkıdır ve orada [ebedî] kalıcıdır.” (Bakara:217 – Mehmet Okuyan Meali)
__ Kimmiş bakayım sizin Rabbiniz ey Musa? __ Bizim Rabbimiz her şeyin YARATIŞINI (helqehu) takdir edip, sonra da yaratılış AMACINA (heda) y...