7 Ekim’den bu yana gündemimiz hep Gazze idi, Filistin idi, İsrail zulmü idi. Henüz bir ay olmadan bir
süre önce Azerbaycan başörtüsünü yasaklayarak İsrail’in farklı bir versiyonu olacak bir zulüm süreci başlattı. Ülkemizde de bu zulüm süreci yaşanmıştı.
Nasıl söze başlasak? Yahu ne istiyorsunuz inancından dolayı örtünenlerden. Buruc suresinde olduğu gibi “O mü’minlerden, başka bir sebeple değil, sadece karşı konulmaz kudret sahibi ve her türlü övgüye lâyık olan Allah’a iman etmelerinden ötürü nefret edip, intikam alıyorlardı.” (buruc:8) Bu zalimlerin de aynen bu mantıkla... O kızların ve ailelerinin tek derdi Allahın emrine uyarak yaşamak. Devlet kendini burada ilah yerine koyduğunun farkında mı? Bu yasak Allaha karşı meydan okumak demek.
Dikkatinizi çekti mi? Küresel kafirler İslam dininde en çok
cihad bilincinden ve sonra da tesettürden rahatsızlar. Neden sizce? Cihad
anlaşılabilir. Özgür inanç uğruna can pahası direnme bilinci. Peki tesettür?
Bana öyle geliyor ki tesettür de kadını bu çağda cinsel obje olarak gören ve
onun üzerinden kapitalist ve hedonist arzularını tatmin eden bu çağın zihniyeti
kadının örtünmesinden rahatsız. Kadın kozmetik piyasası bile tek başına buna
yeter. Ah kadınlar bunu bir anlasa! Tesettür bilinci kapitalistlerin kozmetik
ürünlerinin satılması önünde bir engel. Ayrıca tesettür medya üzerinden kadın
bedenini pazarlanmasının önünde de engel. Biliyorsunuz traktör reklamında bile
kadın var, dondurma reklamında da... Kadınlar bu sömürü düzeninin farkında olmalı.
Tesettürü emreden Allah’a hamd etmeli ve bunu özgürlüklerinin bir gereği
olduğunu görmeli.
28 Şubatta işte o küresel güçlerin temsilcileri Türkiye’de
etkin idi. Ve zulümlerini icra ettiler. Binlerce kızın, kadının hayatlarını
söndürdüler adeta. Okuma hayatlarına kastettiler. Ekmeklerine kastettiler.
Joplandılar, itildiler, kakıldılar.
İşte şimdi de bunun aynısı Azerbaycan’da yaşanıyor.
Azerbaycan ki soydaş denilen ülke. Sürekli kardeş denilen ülke. Aslında şimdi
daha iyi anlaşılıyor ki siyonizme esir bir ülke. Elbette Müslüman halkı
kardeşimiz. Türk olmaları bizim için ölçüt değil. Eğer soydaşlığa bakarsak biz
kürt kavmindeniz. Bizimle ortak payda İslam... Önemli olan inançtır akidedir.
Yoksa seçme imkanımızın olmadığı kavmimiz değil.
Bazıları iç işleri diyor. Şu söze bakar mısınız? İmanın
sınırı hududu var mı? Sınırın ötesinde Müslüman kardeşin zulme uğradığı zaman
orası bizim ülke değil mi diyeceksin? Peki senin kan kardeşin biri olsa yine
öyle der misin? Bizimkisi kan kardeşliğinden de öte. Sen evrensel insan hakları
diye bir şey de mi duymadın? Nasıl böyle dersin? O zaman İsrail de Gazze’de
istediğini yapsın mı diyeceğiz? Tesettür kendileri için önemli değil zira Allah’ın
emirleri kendileri için önemli değil. Görünen durum bu... O zaman kenarda
sessizce durun lütfen. Ha bu arada İran’da problem çıkınca sessiz kalmış
mıydınız? Yoksa kadın saçı üzerinden sözde kadın hakkı propagandası yaptınız
mı? Bakın dindar olmayabilirsiniz ama bari insanca bakmayı başarın. Yoksa da
kenarda sessizce durun.
Türkiye’de cumhurbaşkanı hala konuyla ilgili konuşmadı. Ama
eminim ki ciğeri yanmıştır. Başdanışmanı itiraz etti sadece ve daha çok İslami
topluluklar seslerini yükseltti. Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu da sağduyulu bir
açıklama yaptı. Binali Yıldırım ise berbat bir açıklama yaptı. İnşaallah
cumhurbaşkanı Aliyev denen kuklayı hizaya getirir. Temennimiz bu yönde. Gün geçtikçe
Azerbaycan devletinin siyonizmle olan bağı netleşiyor. Bana öyle geliyor ki bu
yasağın da arka planında Siyonist akıl var. Müslüman ülkeler hep rahatsız olsun
hep gerilimde olsun. Gazze zulmü unutulsun. Devletlerin arası bozulsun.
Kendilerine karşı savaşacak bir pozisyon olmasın. Ama inşallah tuzakları boşa
çıkacak. Azeri Müslümanlar sinmedi zira. Örgütlenip zalimlerini devirirler ve
böylece özgürleşirler.
Elbette bu sorunun ilkin diplomasi ile çözülmesini
istiyoruz. Yoksa bir kereden bağların koparılmasını değil. Türkiye bunun
üstesinden gelecektir. Ayrıca Türkiye’de çeşitli illerde protestolar yapıldı bu
güzel bir adım. Bence bunun devamı da gelmeli ve gerekirse yürüyüşler olmalı.
Genç kızlarımızı bu süreçte daha da bilinçli hale getirmeliyiz. Türkiye’de de
bunların yaşandığını bilmeliler. Yeniden o kabus günlere dönmemek için siyasi
bilinç elde etmeliler. Azerbaycan için de yürüyüşte önde olmalılar. Sahi kadın
haklarını savunanlar nerede? Sürekli Afganistan’ı diline dolayanlar nerede?
Allahım bu ikiyüzlüler aklıma geldikçe çıldırmamak elde değil. İşlerine gelince
pişkince konuşurlar atıp tutarlar, işlerine gelmeyince de üç maymunu oynarlar,
maymun olasıcalar...
Hicab yasağı zulmü inşallah aliyevin sonunun getirecek. Ak
parti hükümeti kendi var oluş gerekçesi olan bu yasağa karşı asla sessiz
kalmamalı. Sürekli kardeş dediği bu ülkeyi iç işleri bahanesiyle kendi haline
bırakmamalı. Allahın rahmetini istiyorlarsa bu sorunla ilgilenmeliler. İkna
etmeliler. Siyonist etkiyi kırmalılar. İslami ve insani stk’lar da yasak bitene
kadar seslerini düşürmemeli. Gazze ile beraber hicab yasağı için de meydanlara
inmeli. Selam ve dua ile...
Azerbaycan'daki Başörtüsü Yasağı Üzerine;
YanıtlaSilTek tip bir görüşü, düşünceyi veya yaşam biçimini topluma dayatmak, insanların inanç ve vicdan özgürlüğünü kısıtlamaktır.
Türkiye, 28 Şubat sürecinde benzer bir zihniyeti ve bunun doğurduğu mağduriyetleri yaşadı. Peki, sonuç ne oldu? İnsanların inançlarından vazgeçmesi mi sağlandı, yoksa toplumsal ayrışmalar ve mağduriyetler mi derinleşti?
Azerbaycan'da da aynı yöntemlerle farklı sonuçlar elde edileceğini düşünmek ne kadar gerçekçidir? Devletler ilahlık taslamayı bırakıp insanların tercihlerine, düşüncelerine ve yaşam tarzına saygı göstermelidir ( kaldı ki Allah bile kişinin tercihlerine ve yaşam tarzına baskıcı bir şekilde müdahele etmiyor ) tabi sosyal ve aile yaşantısını bozmaması kaydı ile çünkü özgürlük kavramınında sağlıklı temeller üzerine oturduğunu düşünmüyorum özgürlük kavramı, şuan tamda küresel güçlerin istediği gibi içeriği doldurulmuş bir turuva atı gibi özellikle müslümanların bu oyuna gelmemesi lazım özgürlük, her canının yada keyfinin istediğini yapmak değil tam tersi iç güdülerine ve dürtülerine hakim olmaktır değilse hayvandan bir farkımız kalmaz.. belki konu ile alakası pek yok ama şuan Ahmet Arslan diye Urfalı ateist bir felsefeciyi parlatıyorlar önceden İlber Ortaylı vs yi parlatıyorlardı şimdi Ahmet Arslan'ı bunu kasıtlı yapıyorlar adam çıkmış din artık bitti diyor ben ne siyasal alanda ne aile hayatında ne Ahlakta ne sosyal alanda tanrıya ihtiyaç duymuyorum diyor yakından tanıdığımız birileride çok cins kafa bir profesör diye allayıp pulluyor Allah aşkına tanrıya ihtiyaç duymayan bir tipin her yeri cins kafa olsa ne olur...