23 Nisan 2026 Perşembe

Perşembenin Gelişi Çarşamba’dan Belli: Siverek ve Maraş Olayı

Geçen hafta yaşanan o meşum olayların hala etkisindeyiz. Bildiğim kadarıyla ilk defa yaşanıyor böyle bir olay. Yürekleri yakan, akıllara durgunluk veren bir süreç oldu. Hani derler ya film gibi... Evet o söz artık tam gerçek oldu. Evet, bu defa aynen film gibi hatta filmin/oyunun bizzat aynısı.

Peki, neden bu başlığı attık? Zira toplumda maneviyat hassasiyeti olan kesimler bunu hep dile getiriyordu. Kadın programlarındaki çirkefliklerin reyting uğruna mahremiyetleri, günahları ifşa etmeleri ve milletin de bunu kuzu gibi izlemesi ve dinlemesi. İzleyenler içinden kızıyor ama bilmiyor ki örtük öğrenme ile herkesin zihnine yerleşiyor. Oysa Kur’an diyordu: Tecessüs yapmayın! Yani ayıp durumları araştırmayın. Kur’an böyle derken, bizimkiler bunu profesyonel programlarla halka sunumunu yapıyor. Sözde hesap soruyorlar ama bu günahları gençlerinin öğrendiğini görmüyorlar mı? Her ailede benzer sorunlar var ve bunu izleyen de o şeytani uygulamaları yapma cesareti elde etmiyor mu? Zaten artık kadın programlarındaki olayların bitmemesi bizi şaşırtmıyor. Zira toplum bu gibi olayların olmasına alıştı. Okul olayının bizi derinden sarsmasının bir nedeni bunun ilk defa gerçekleşiyor olması. Yani bu kadarı da beklenmiyordu. Yoksa genç kızların tecavüzle öldürülmesi artık vaka-ı adiyeden olmaya başladı.

Kadın programları öyle... Bir de gençleri ilkokul, ortaokul ve sonrasında saran dijital oyunların bıraktığı maalesef okul olayı üzerinden net görüldü. Oyun hayatın ve çocukluğun bir gereği masum bir ihtiyaç aslında ama oyun kurucular maalesef meşru senaryolar ile bunu yapmadıkları için şiddet merkezli oyunlar kodluyorlar. Gençliğin içindeki şiddet güdüsü besleniyor böylece. Tabi diziler de diğer yandan destek veriyor buna. Şişiyor şiddet güdüsü... Ve sonunda patlıyor. Sanal alemde uygulamak ve dizilerde izlemek artık tatmin etmiyor. Tabi beraberinde başka gerekçeler de birikince gençler zombiye dönüşüyor.

Bu süreçte herkes herkese topu atabiliyor. Eğer topu kendine de atıyorsa tamam. Zira bu olayda herkesin payı var. Aile başta olmak üzere... Herkesi bodoslama suçlamak suçu örtmek demeye gelebilir. Uzun uzun açıklamalar yaparak olması gerekenleri konuşmak gerek. Çarşambadan belli olan durumların üzerine bir kere kesinlikle gitmek gerek... Kadın programları, şiddet ve mafya dizileri ve şiddet içerikli dijital oyunlar. Prag’ta iken bizi gezdiren arkadaş, Türkiye’de oyun pazarı daralıyor demişti. Böyle olacaksa daralmasın mı? Oyun haz veren bir yapıda olduğu için bağımlılık da yapıyor. Masum oyunlar bile yetişkinlerin zamanını öyle bir katlediyor ki... Ölen tek beden mi ki... “Asra andolsun insanlık hüsrandadır” der Kuran. Zamanını öldüren insan bir anlamda kendini öldürmüyor mu? Ahiretini heba etmiyor mu? Bu da ayrı bir konu.

Aileye çok şey düşüyor dedik. Evet, gerçekten de öyle. Zira ergenlik yaşına kadar o çocuk sıkı sıkıya bağlı anne babasına. İşte anne baba o fıtri bağlılığı öyle boş kullanıyor ki. Çocukta ne bir sevgi izi bırakılıyor ne de bir terbiye... Ergenlik çağına gelince biraz uyanıyor anne baba ama iş işten geçmiş oluyor. Oysa anne karnında başlıyor terbiye, derler. Ama maalesef sadece karnı doyurma, altı temizleme ve sonrasında ver eline telefonu...(Namazı borç olarak görüp hızlı hızlı kılan musalli gibi). Tatlı sesle konuşma yok, masal anlatma yok, sarıp sarmalama yok, ama en ufak bir hatada bağırıp çağırma var. Birlikte zaman geçirme, yaşına göre konuşma sohbet etme, dede ve nenelerle buluşturma, taziye ve düğünlere götürme, camiye götürme, ahlaki konuları ciddi bir disiplinle uygulama.... Yok yok yok... Yeter ki denemelerde çok net yapsın. Ot gibi odun gibi durmasının önemi yok. Yeter ki para getirecek bir işe girsin, ama ahlaki bir vizyonla yapıp yapmadığı önemli değil. Aileler öyle boş bırakıyor ki çocuğunu.... Eskiler aşırı baskı yapıyordu, şimdikiler ise çocuk karşısında aciz ve pedagojik hapis içerisinde çocuğa el değdiremiyor. Eskiler vurunca öldürüyordu tabiri caiz ise şimdikiler ise ne kendisi bir tokat atıyor ne de öğretmenin bir kulak çekmesine izin veriyor. Elbette dayak atmayı merkeze koymuyorum. Sadece bazı şeyleri çok abartıyoruz ve gereğini yapmıyoruz işte onun da bedeli çok ağır oluyor. Maraş canisi ile ilgili bilgiler geliyor bir bir... Gelen bir habere göre anne çocuğunun psikolojik tedavi alma gerekliliğini kabul etmemiş ve bu anne öğretmen... İnsan ne yazabilir ki bundan sonra...

Okullarda da biz öğretmenlere çok iş düşüyor. Bu olaydan bağımsız söylüyorum. Öğrencilerimize muhakkak ama muhakkak hayat dersleri kapsamında sohbetler yapmalıyız, ders arası. Bazı öğrenciler öyle susamış vaziyette sizi dinliyor ki anlıyorsunuz anne babasıyla hiç böyle sohbet yapmamış. O nedenle dersin akademik yönüyle beraber hayat derslerini de ahlak ve terbiye zemininde vermeli. Ancak şu var ki maalesef toplumda oluşan algı nedeniyle öğretmen elini böğrüne koymaktan başka bir şey yapamıyor, zira ne yapsa başı yanacak bir durum içerisinde. Okuldaki disiplin süreçleri öğrenciyi gram korkutmuyor. Herkes başım yanar korkusuyla ne kadar olaya az müdahil olsam iyidir mantığına bürünüyor. İnşaallah bu defa bakanlık radikal olumlu adımlar atar.

Rtük özellikle dizilere ve kadın programlarına bir el atar. Yoksa bu ateş yakar hepimizi. İnsan etkilenen bir varlık. İnsan boyanan bir varlık. O nedenle insanın önüne öyle her şey kontrolsüzce bırakılmamalı.

Müslüman cemaatlerin gençlikle ilgilenmesinin de önemi çıktı ortaya. Maalesef fetö süreciyle sohbetler ve cemaat ortamlarından uzaklaştı insanlar. Peki iyi mi oldu? Fetö’nün oluşturduğu atmosfer kötü oldu ama bu demek değil dinimizi bırakıp terk edeceğiz! Hayır tabi ki... Evet, çocuklarımızı cemaatlerin kulu kölesi yapmayacağız ama sohbetlerden de geri bırakmamalıyız. Haftada bir sohbet ortamına muhakkak gitmeli çocuklar, özellikle ortaokul ve lise çağında olanlar. Ayrıca Müslüman cemaatler de gençlere ahlaki öğreti ve imani değerleri benimsetme sürecinde düzgün planlama yapmalı. İllaki hemen abdest ve namazdan başlamayabilir. Hatta tutunamayan çocuğa zorla bir şey yaptırılmamalı. Elbette terbiyede bir disiplin olmalı ve anne baba kontrolünde olmalı.

Rabbimiz kendisi için şöyle buyuruyor: “O hiç yarattığını bilmez mi?”

Değerli okurlarım sizlere tavsiyem, evvela kendiniz için sonra da evlatlarınız ve toplum için Kuran meali okumak ve ilahi rehberliği bir talebe titizliği ile takip etmek. O da peygamberi tanımakla olur.  Mesela bir ayette de der ki: “İyi bilin ki kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur”. Mutmainlik arayan insanlar maalesef yanlış adreste. Maalesef dini rehberliğe dudak büküyor. Bedelini ödese bile dine yüzünü dönmüyor. Yanlış bir karar.

Çocuklarımızın katillerimiz olmasını istemiyorsak ona buna görev dağıtmaktan önce kendi üzerimize düşeni hakkıyla yapma çabasında olmalıyız. Anne babalar olarak, öğretmenler ve yöneticiler olarak...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

RAB NE DEMEKTİR? MUSA PEYGAMBER CEVAPLIYOR:

__ Kimmiş bakayım sizin Rabbiniz ey Musa? __ Bizim Rabbimiz her şeyin YARATIŞINI (helqehu) takdir edip, sonra da yaratılış AMACINA (heda) y...